top of page



Gri Alanların Ölümü, Ya Hep Ya Hiç Evlilikler
Günümüzde evlilikler artık gri alanlarda yaşanmıyor; “ya hep ya hiç” uçlarına savrulmuş durumda. Eşten hem güvenli bir liman olması hem de aynı anda macera ortağı, sırdaş, en yakın arkadaş ve duygusal terapist rolünü eksiksiz biçimde üstlenmesi bekleniyor. Standartlar bu kadar yükselince, beklentiler karşılandığında eşsiz bir mutluluk, karşılanmadığında ise telafisi zor bir yıkım yaşanması kaçınılmaz hâle geliyor. Bunun temel nedeni, evliliğin tarihsel işlevinin değişmiş olma
Korhan KÜLÇE
21 Şub1 dakikada okunur


Evlilikteki Erkek ve Etek Giyen Diğer Erkek
....Ama şu nettir: Eril kadın irade sahibi bir erkeği zayıflatmaz. Onu ya güçlendirir ya da tüketir. Ortası yoktur. ------------------------------------------ Bugün sıkça dile getirilen “eril kadın” meselesi, kolayca erkeğin omzuna yükleniyor. Oysa bu yaklaşım gerçeği saptırmaktan başka bir şey değildir. Bir kadının eril davranışlar sergilemesi, bir erkeğin eksikliğinin değil; kadının kendi tercihinin sonucudur. Kadın isterse yumuşak olur, isterse sert. İsterse yön vermeye ça
Korhan KÜLÇE
21 Şub2 dakikada okunur


''Hayır'', Hayırdır. ''Hayır'' Örtülü Bir Davet Değildir
KADINLAR; Birçoğunuz, “yazma” dediğinizde yazmayanı değil, yazmaya devam edeni romantik sanıyorsunuz. Sessizliğinizi anlayıp susanı değil, sessizliğinizi bozanı seçiyorsunuz. Oysa siz yazma dediğinizde erkeğin yazmaması ilgisizlik değil, sizin iradenizi ciddiye almaktır. “Git” dediğinizde gideni değil, ısrarla kalanı değerli sanıyorsunuz. Ama kalmak her zaman sevmek değildir. Bazen sadece durmayı bilmemektir, bazen de karşısındakini hiç duymamaktır. “İstemiyorum” dediğinizde
Korhan KÜLÇE
21 Şub2 dakikada okunur


Kader Cüret Edene Bakar
Bazıları kaderin sabırlıyı sevdiğini söyler. Bekleyeni, uslu duranı, sırasını bileni… Oysa hayat çoğu zaman böyle işlemez. Hayat, kenarda sessizce duranları değil, ortaya çıkanları fark eder. Talep etmeyen, elini uzatmayan, sesini yükseltmeyen çoğu zaman yok sayılır. Bu yüzden “kader, gayrete aşıktır” sözü kulağa hoş gelse de eksiktir; kader, daha çok cüret edene bakar. Cüret, yalnızca cesaret değildir. Cüret, sınırların çizilmiş olduğunu bilip yine de o sınırlara dokunmaktır
Korhan KÜLÇE
21 Şub1 dakikada okunur


Sevildiğine İnanamayan Kalp
İyileşme birinin “gitmeyeceğim” demesiyle başlamaz. Defalarca kalmasıyla başlar. Ama bir noktadan sonra kalbin de silah bırakması gerekir. Çünkü sevgi tek taraflı bir ispat süreci değildir. Güven, iki kişinin birlikte inşa ettiği bir zemindir. --------------------------------------------- Geçmişte tutarsız sevilmiş bir kalp, şimdiki sevgiyi olduğu gibi alamaz. Çünkü o kalp sevgiyi hep şartlı öğrendi. Bir gün yoğun, bir gün yok. Bir gün sarılan, bir gün uzaklaşan. Bir gün “sen
Korhan KÜLÇE
21 Şub2 dakikada okunur


Her Erkeğin Bir ''MANYAK''ı Olmalı
“Manyak” derken yanlış anlaşılmasın. Psikiyatriye konu olan değil; Mesela sen “iyiyim” yazdığında o iki harfin içindeki 17 duygu değişimini analiz eden türden. Ya da “oturuyorum” dediğinde, masada kim var, kim niye gülüyor, o fondaki kadın sesi kim, hepsini CSI titizliğiyle çözen… Hani sen “abartıyorsun” dersin, o “hayır sezgilerim var” der. Sen “bir şey yok” dersin, o “var, hissediyorum” der. Ve genelde… gerçekten bir şey vardır. Bir de şu vardır: Kavga ederken “tamam kapata
Korhan KÜLÇE
20 Şub2 dakikada okunur


Tiksinme Başladıysa İlişki Bitmiştir
Tiksinmenin en ayırt edici yanı şudur: Geri dönüşü yoktur. Sinir geçer. Kırgınlık onarılır. Güven yeniden kurulabilir. Ama tiksinme düzelmez. Çünkü bu, “istemiyorum”dan daha güçlüdür. Bu, bedenin kendini korumaya almasıdır. ----------------------- Ten uyumu her şeydir. Ama tiksinme, bunun en net, en geri dönülmez kanıtıdır. Çünkü tiksinme, bir ilişkinin sessiz ama kesin infazıdır. İnsan sevdiğine kızabilir. Kırılabilir, uzaklaşabilir, susabilir. Ama sevdiğinden tiksinmez. Tik
Korhan KÜLÇE
20 Şub2 dakikada okunur


Bize Satılan Senaryo
Çocukluktan itibaren hepimize sessizce bir senaryo verildi. Sorgulanmadan, tartışılmadan, neredeyse kader gibi. Okula git. İyi notlar al. Güvenli bir iş bul. Çok çalış. Para biriktir. Rahatça emekli ol. Aileler bu senaryoya inandı; çünkü başka bir güvenli yol bilmiyorlardı. Öğretmenler tekrar etti; çünkü sistem onlardan bunu istedi. Toplum, bu çizgiden sapmayanları “başarılı” ilan etti. Ve evet, bir dönem bu hikâye işe yaradı. 1970’lerde, 80’lerde, hatta 90’larda bu yol mantı
Korhan KÜLÇE
20 Şub2 dakikada okunur
bottom of page